Bilim-TeknolojiHaberlerSosyal

Sosyal medyadaki 80’ler akımı fotoğraf paylaşımı siber istihbarat örgütlerinin elinde kullanılır mı?

Sosyal medyadaki 80’ler akımı fotoğraf paylaşımı siber istihbarat örgütlerinin elinde kullanılır mı? Dünya genelinde 3 milyara yakın aktif kullanıcısı olan Instagram’da yeni bir moda başladı… Saçları, kıyafetleri ve fonu 1980’lerdeki gibi dönüştüren uygulama kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı.

Kimileri kendi fotoğrafını paylaştı, kimileri aile albümünden en nadide kareleri… İş arkadaşlarıyla 80’lere dönenler de oldu, öğrencileriyle bu etkinliğe katılanlar da. İnsanların yüzlerinin çok net şekilde görüldüğü milyonlarca fotoğraf kısa sürede uygulamaya yüklendi.

Daha önce de benzer şekilde ‘bebekliğinden fotoğraf paylaş’, ‘ilkokulundan fotoğraf paylaş’, ‘üniformanla fotoğraf paylaş’ gibi değişik akımlar olduğunu hatırlamak gerek. Günün sonunda neredeyse bebekliğimizden ilkokul günlerimize, iş hayatımızdan aile üyelerimizle çekildiğimiz özel anlara kadar çok farklı fotoğrafları bir şekilde bu uygulamalarla paylaştık.

Her ne kadar ‘eğlenceli’ görünse de uzmanlar bu tür akımların arka planda çok ciddi riskleri beraberinde getireceği konusunda ikaz ediyor. Siber Güvenlik Uzmanı Burak Bozkurtlar süreçle ilgili tehlikeleri anlatırken, en çok da ‘Ben kimim ki benim fotoğraflarımı işlesinler?’ diye düşünenlerin dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.

Sosyal medyaya yüklediğimiz fotoğraf istihbarat örgütleri tarafından kullanılır mı?

Bozkurtlar, herkesin daha net anlayabilmesi için önce bir adım geriye gidiyor. “Hepimizin dijital klonu yapılıyor” diyor. İnternette dolaşırken araştırdıklarımız, okuduklarımız, izlediklerimiz, telefonda konuştuklarımız ya da mesajlarımız… Her birinin çok ciddi veri olduğunu anlatıyor.

‘Nereliyiz, ne iş yapıyoruz, ekonomik durumumuz nasıl, aile bağlarımız güçlü mü, neleri yemeyi ya da neyi izlemeyi seviyoruz gibi temel sorulara bu klonlarımız üzerinden yanıt verilebildiğini söylüyor Bozkurtlar.

Aslında telefonda bastığımız her harf bizle ilgili algoritmaya ekleniyor. Hatta ses işleme özelliği sayesinde ağzımızdan çıkan her kelime de işleniyor. Günün sonunda ortaya bir dijital ikizimiz çıkıyor. Bu verileri elinde tutan kişi hayata bakış açımızı, alışkanlıklarımızı, korkularımızı, özel hayatımızı ve hatta sağlık sorunlarımız dahil olmak üzere kimseyle paylaşmadığımız bilgilerimizi elde ediyor.

Burak Bozkurtlar, şirketler ‘pazarlama verisi olarak kullanacağız’ dese bile böylesine kritik veri setlerinin zamanı geldiğinde istihbari açıdan da kullanılabileceği görüşünde.

Fotoğraflarımız nasıl kötüye kullanım yapılıyor?

Günümüz teknolojisinde sınırlara asker yığmanın, cepheye tank sürmenin ya da şehre füzeler yağdırmanın artık ‘eski, çok pahalı ve yeterince güçlü olmayan’ kategoriye düştüğünü anlatıyor Bozkurtlar.

Bir devletin kılcal damarlarına girip siber saldırılar düzenlemek, bankacılık sistemini çökertmek, ulusal ulaşım ağını hedef almak daha ucuz ve çok daha etkili.

Bireysel anlamda da paralel bir çizgiye işaret ediyor Bozkurtlar… Bu bilgileri toplayan platformların ellerindeki tüm fotoğraf, mesaj, ses kaydı ya da konum bilgilerini kendi devletlerinin istihbarat örgütleriyle paylaştığının altını çiziyor.

“Siz aslında ailenizle eğlenceli bir anı olsun diye fotoğraf yüklüyorsunuz. Aynı zamanda kritik bir tesiste çalışan olduğunuzu varsayalım. O tesisin arşivinde de sizin görseliniz var. Sistem bir anda sizin görselinizi eşleştiriyor. Artık sosyal medyadaki hesabınız üzerinden hedeftesiniz. Aileniz, konum bilgileriniz, çocuklarınızın okulu ya da gittikleri gitar kursu gibi hayati bilgiler karşı taraf için ‘bir tık’ uzakta.” diyor.

“Diyelim işlerin ters gittiğini anladınız. Telefonunuzu, şifrelerinizi, kartlarınızı her şeyi ama her şeyi değiştirebilirsiniz. Ama yüzünüz ölene kadar sizinle. Onu değiştirmeniz mümkün değil. Yüklediğiniz her fotoğraf biyometrik açıdan altın değerinde bir maden.” eklemesini yapıyor.

Sosyal medyada fotoğraflarla Montaj ve şantaj neredeyse sıradan bir hal aldı

Fotoğrafı hareketli hale getiren programların bir anda türemesine de parantez açıyor Bozkurtlar ve devam ediyor:

“Oradan da veriler alındı. Fotoğrafınız zaten ellerinde. Onu hareketli hale getirmek çok kolay. Ve daha da ilginci çok basit bir programla yazacağınız metni o videodaki kişiye okutabiliyorsunuz. Sesi klonlamak da günümüzde neredeyse sıradanlaştı. Şimdi tüm bunlar ellerindeyken sizin yerinize bankacılık uygulamanıza girip onay verebilir, sanki siz arıyormuş gibi çevrenizdeki herkese ulaşabilirler.

Asker olduğunuzu, komutanınızın sizi görüntülü arayıp emir verdiğini düşünün. Bunlar çok mümkün. İsrail-İran savaşında bu kullanıldı. Ayettullah Ali Hamaney, oğluyla konuştuğunu sanarak yerini söyledi. Elbette ses oğluna ait değildi. Klonlanmış bir yapay zeka ürünüydü. Fotoğrafınızda her türlü oynamayı yapabiliyorlar. Montaj ve nihayetinde şantaj sanal alemde artık sıradan bir hal aldı.”

“Siz siz olun, Sosyal medyayı kullanın ama fotoğraflarınızı paylaşmayın”

Geldiğimiz noktada insanlara ‘sosyal medyayı kullanmayın’ uyarılarının pek de işe yaramayacağının farkında Bozkurtlar. Bu nedenle “Sosyal medyayı herkes kullanabilir. Ama bazı hususlara dikkat etmek şart. Kesinlikle fotoğrafınızı paylaşmayın. Facebook’un kurucusu Zuckerberg kendi hesabında eşi ve çocuklarıyla bir fotoğraf paylaşmıştı. İki çocuğunun yüzü de emojiyle kapatılmıştı. Bu örneği lütfen unutmayın. Dijital ayak izinize ve siber güvenliğe dikkat edin. Aksi halde çok ciddi zarar görebilirsiniz.” diyerek sözlerini tamamladı.

——-

Maalesef, sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar ve diğer bilgiler, istihbarat örgütleri tarafından yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bu, artık sadece bir teori değil, açık kaynak istihbaratı (OSINT) adı verilen ve günümüzde çok yaygın bir yöntem olarak kabul ediliyor.

🔍 İstihbarat Örgütleri Bu Verileri Nasıl Kullanıyor?

Sosyal medya, istihbarat örgütleri için adeta bir bilgi hazinesi. Bu veriler birkaç farklı şekilde değerlendiriliyor:

Biyometrik Veri Toplama ve Kimlik Belirleme: Paylaşılan fotoğraflar, yüz tanıma sistemleri için eşsiz bir kaynak oluşturuyor. Örneğin, ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Clearview AI gibi, internetten topladığı 60 milyardan fazla fotoğrafla çalışan veri tabanlarını kullanarak şüphelileri tespit edebiliyor. Bu, 2021’deki ABD Kongre Binası baskınına katılan kişilerin kimliklerinin belirlenmesinde de kullanıldı.

Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT): Uzmanlar, herhangi bir kişi hakkında, paylaştığı fotoğrafların arka planındaki detaylardan (sokak tabelaları, binalar), konum etiketlerine ve hatta fotoğrafın çekildiği tarih ve saate kadar birçok bilgiyi toplayabiliyor. Bu sayede bir kişinin nerede olduğu, ne iş yaptığı, sosyal çevresi ve alışkanlıkları gibi çok özel bilgilere ulaşılabiliyor.

Hedef Belirleme ve Operasyon Planlama: Bu yöntem, sadece bireyleri takip etmek için değil, aynı zamanda askeri hedefleri belirlemek için de kullanılıyor. Örneğin, Ukrayna-Rusya savaşında, askerlerin sosyal medyada paylaştığı fotoğraf ve videolardan konum bilgileri tespit edilerek saldırılar düzenlendi. Benzer şekilde, 7 Ekim saldırılarından önce Hamas’ın, İsrail askerlerinin sosyal medya paylaşımlarını kullanarak askeri üslerin haritasını çıkardığı ve bu bilgilerle saldırı planladığı ortaya çıktı.

İstihbarat Teşkilatları ile İş Birliği: Bu verilerin kullanımı sadece düşman devletlerle sınırlı değil. CIA gibi istihbarat kurumlarının, Telegram gibi platformları anlık takip etmek için özel birimler kurduğu biliniyor. Ayrıca, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) gibi kurumlar, sınır dışı işlemleri için sosyal medyayı 7/24 taramak üzere özel ekipler kurmayı planlıyor.

🛡️ Bireysel Riskler ve Tehlikeler

Kişisel olarak da büyük risk altındasınız. Siber güvenlik uzmanları, bu tür verilerin aşağıdaki gibi amaçlarla kullanılabileceği konusunda uyarıyor:

Dijital Klonlama ve Kişisel Bilgilerin Ele Geçirilmesi: Paylaştığınız her fotoğraf, alışkanlıklarınız, korkularınız ve özel hayatınız hakkında bir “dijital ikiz” oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Bu veriler, sizi manipüle etmek veya şantaj yapmak için kullanılabilir.

Montaj ve Dezenformasyon: Yapay zeka sayesinde, elinizdeki tek bir fotoğrafınızla sizi konuşturan, hareket ettiren videolar oluşturmak veya sesinizi taklit etmek artık çok kolay. Bu da şantaj için kullanılabileceği gibi, sizin adınıza sahte bilgiler yaymak için de kullanılabilir.

Fiziksel Güvenlik Tehditleri: Eğer kritik bir tesiste çalışıyorsanız, sosyal medyada paylaştığınız bir fotoğrafınız, sizi ve ailenizi hedef haline getirebilir. Yüz tanıma yazılımları, iş yerinizin güvenlik kameralarındaki görüntünüzle sosyal medyadaki profilinizi eşleştirerek sizi teşhis edebilir ve tüm özel bilgilerinize ulaşabilir.

📸 Sosyal medyada fotoğraf paylaşıp istihbarat örgütlerine malzeme olmamak için Uzmanlar Ne Öneriyor?

Siber güvenlik uzmanı Burak Bozkurtlar, en net uyarıyı yapıyor: “Kesinlikle fotoğrafınızı paylaşmayın.” Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg’in bile kendi çocuklarının fotoğraflarını paylaşırken yüzlerini emojiyle kapattığını hatırlatarak, bu konudaki hassasiyetin önemini vurguluyor.

Özetle, sosyal medyada paylaşılan her fotoğraf, farkında olmadan verdiğiniz bir istihbarat parçasıdır. Bu durum, hem ulusal güvenlik açısından hem de kişisel mahremiyetiniz için ciddi riskler oluşturmaktadır.

 

Kaynak : Cihangir Yiğit / hobitat.com

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir