cocuklar-sokakta-neseyle-kosarken-eskiden-nostaljik

ESKİDEN OYNARKEN ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK!

Dikkat! Karşınızda eski kafalı, 90’lardan çıkmış bir nesil insanı var..
Yazdıklarım canınızı sıkabilir, “keşke eskiler olsaydı” diyebilir veya beğenmeyebilirsiniz.

90’ların son nesli olarak, şimdi ki müzik kültüründen açmak istiyorum konuyu… Şimdi ki; kulaklarımızın pası, beyinlerimizin eroini, mp3’lerimizin vazgeçilmezi, popüler eğlence kültürünün egoisti, durmak bilmeyen, pervasızca artan; kalitesiz, anlamsız, saçma, zevksiz ve sadece dıp dıs olarak gördüğüm pop müzik kültüründen…

Bu kadar sövdüğüm, müzik kültürünün yüz karası ve yıkımı olarak gördüğüm pop müziklerini dinleyince eğlenmiyor muyum? evet eğlendiğimi de söyleyebilirim. Ama kendini geliştiremeyen bu olguda, gerçekten eğlenebiliyor muyum orası tartışılır. Mevzu, felsefi bir konuya dönüşebilir…

Aslında; felsefi, fiziki, matematiksel düşünecek olursak, 21. Yüzyıldayız biz… Teknolojimiz eskisinden çok daha ileri. Çok daha fazla kaynaklara ve bilgilere sahibiz biz… 90’lardan bu yana müzik kültürümüzün ilerlemesi gerekirdi. Gerilemesi değil…

Tamam! Çıkalım Felsefeden, Psikolojiye girelim.

Aslına bakılırsa, yeni neslin dinlediği müzikler bize elbette anlamsız, saçma, zevksiz, dıpdıs dıpdıs geliyor.
Çünkü biz;
Tom ve Jerry, Daffy Duck, Bugs Bunny, Casper vb. çizgi filimleri izleyip, o çizgi filimlerdeki klasik müziklerle büyüdük. Bizim kulağımızın kalite sınırı üstlerde. Kaliteli olmayanı hemen anlıyor, kalitesizi kabullenemiyoruz hemen..
Bir müzikte kulağımızı tırmalayan kötü bir şeyler olsa bile “Neyse eğlenceliymiş… hoppaaaa…” diyebiliyoruz elbette zaman zaman…

Sinemalar?
Kemal Sunal, Türkan Şoray, Gülşen Bubikoğlu.. Ayşeciği izliyorduk – ki şuan yeni nesille birlikte tekrarlarını bile izliyoruz.

Eskilerin hatırlanabilir eserlerini şimdi bile tekrarlı tekrarlı izleyebiliyorsak, kalite işte O’dur. Üst seviyede gerçek eğlence bence O’dur.

Biz nasıl bir nesildik böyle! Nasıl eğitilip, nasıl oynardık öyle!

cocuklar-sokakta-neseyle-kosarken-eskiden-nostaljik

“Oynama şıkıdım’la” oynayıp, “bu ne dünya kardeşim seven sevene” ile de dertlenirdik. Halen dertleniyoruz. Üstelik yeni nesille birlikte.

Bizim çok oyuncağımız da yoktu, ağaç yapraklarından yaptığımız zeytinyağlı sarma dolmalar yapar, Kutu kola ile futbol oynardık. Büyük kola şişesinden kaykay üretir, sokaktaki taşlarla seksek oynardık, ha bir de misketlerimiz vardı… Diyorum ya eskiden fazla kaynağımız da yoktu. Teknolojimiz yoktu. Her bir çocuk tasarımcı gibiydi.

Düşünüyorum da Justin ile ne kadar eğlenilebilir ki! Sadece, kalite seviyesini aşağıya çekmeyi amaçlayan birileri tarafından eğlence aracı olarak sunulabilir belki. Evet belki…

Polisi arayın!

Diyeceğim o ki, te 90’lara dayanan kaliteli çocukluğumuzu sokakta oyun oynarken kaybettik biz.
Sokakta bir nesil bulursanız eğer, polisi arayın. Böyle 90’lar gibi nesil mi olurmuş canım!
Girsin hapse de akılları başlarına gelsin… Belki o zaman psikolojileri bozulur da yeni nesle ayak uydurabilirler…

Kaynak : Sema Semo / hobitat.com



There are no comments

Add yours