Dünya TuruHaberlerSiyasetTarih ve Medeniyet

Arakan’dan gelen “İmdat” çığlığı Dünya gündeminde

Anadolu Ajansı’nın ilettiği habere göre Avrupa Rohingya Konseyi Sözcüsü Dr. Anita Schug, Myanmar’ın Arakan eyaletinde son 3 günde Myanmar Ordu mensuplarının sivil halka yönelik yaptıkları saldırılarda 2 ila 3 bin arası Müslüman’ın katledildiğini açıkladı. Öldürülenlerin çoğunun çocuk yada kadın olduğu bildiriliyor.

Sözcü Schug “Arakan’da son günlerde Müslümanlara karşı ordu mensuplarının yaptığı katliamlar 2012 ve geçen yıl ekim ayında yaşananlardan kat kat daha fazla. Durum hiç bu kadar kötü olmamıştı. Arakan’da yaşanılan yavaşlatılmış bir soykırım ile karşı karşıyayız.” dedi.

Arakanlı Müslümanlar, Myanmar askerleri tarafından acımasızca öldürülüyor. Dünya bu konuda sessizliğe büründü. Burma’da, hükümetin önceki gün çıkardığı “vur emri” üzerine silahlı güçler ve Budist rahipler tarafından Müslümanlara karşı yeniden tırmandırılan katliamların bir an önce durdurulması için Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrı yapıldı.

Burma hükümetine bağlı Ordu güçleri ile Budist rahipler tarafından Arakan’daki Müslümanlara karşı başlatılan katliamların bir an önce durdurulması için Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrıda bulunuldu.

Türkiye’de yaşayan Arakanlı aktivist Dr. Muhammed Eyüp Han, bölgedeki son gelişmeleri Anadolu Ajansı (AA) muhabirine değerlendirdi. Dr. Han, “Burada dayanılmaz bir zulüm ortamı var. Katliamlar, tecavüzler, diri diri yakmalar her gün yaşanan olaylar… Ancak Burma hükümeti buraya uluslararası gazetecilerin, yardım kuruluşlarının ve BM gözlemcilerinin hatta yerel gazetecilerin bile girmesine izin vermiyor.” dedi.

2016’da zulümlerden artık nefes alamayacak duruma gelen birkaç Müslüman gencin ellerinde sopa, kılıç ve el yapımı tek atışlık silahlarla üç sınır karakoluna baskın düzenlediğini belirten Han, bunu fırsat bilen Burma hükümetinin bütün giriş çıkışları kapatarak, köylere, kasabalara baskınlar düzenlediğini, çoluk çocuk demeden herkesi katlettiğini vurguladı.

“Son üç günde yaklaşık 500 Müslümanı öldürdüler”

Han, Temmuz’un 25’inde BM tarafından üç kişilik “Gerçekleri Araştırma Komisyonu” kurulduğunu hatırlatarak, Burma hükümetinin bu komisyon üyelerini içeri almayacağını açıkladığını anlattı. Han, “Dünyanın ilgisizliğinden cesaret alan hükümet 24 Ağustos gecesi 25 köyü daha muhasara altına aldı. Halk direniş gösterince de toplu katliamlara başladı. Bize gelen bilgilere göre son üç günde yaklaşık 500 Müslümanı öldürdüler.” bilgilerini paylaştı.

Arakan’da Müslüman köylerinde topluca diri diri yakılmış insan cesetlerini bir çok yerde görmek mümkün oluyor. Bu tür vahşet görüntüleri ancak Arakanlı Müslümanların elindeki ilkel fotoğraf makineleri ile çekilebilenler… Myanmar yönetimi, bölgeye hiçbir basın mensubunu, hatta BM gözlemcilerini bile sokmuyor.

2016’da zulümlerden artık nefes alamayacak duruma gelen birkaç Müslüman gencin ellerinde sopa, kılıç ve el yapımı tek atışlık silahlarla üç sınır karakoluna baskın düzenlediğini belirten Han, bunu fırsat bilen Burma hükümetinin bütün giriş çıkışları kapatarak, köylere, kasabalara baskınlar düzenlediğini, çoluk çocuk demeden herkesi katlettiğini anlattı.

Dr. Han, BM yasalarına göre soykırım uygulayan ülkelere uluslararası bir yaptırım uygulanması gerektiğini belirterek, dünya kamuoyunun Burma’ya böyle bir yaptırıma yanaşmadığı için Arakanlı Müslümanlara soykırım uygulandığı gerçeğini kabul etmediğini kaydetti. Han, “BM burada yaşananlara soykırım yerine etnik temizlik diyor.” şeklinde konuştu.

Arakan’da katliam en çok çocukları etkiledi. Katliamda sivil halktan yüzlerce kadın erkek hayatını kaybettiği gibi çocuk cesetleri de vahşeti dünyaya sergilerken tepecikler oluşturdu

“Acil müdahale gerekiyor”

Burma hükümetine bağlı silahlı kuvvetlerin ve çeteci Budistlerin Arakan’da insanlık dışı eylemlere imza attığına vurgu yapan Han, Burma hükümetinin önceki gün de uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak askerlere çoluk çocuk yaşlı gözetmeden “vur” emri verdiği bilgisini paylaştı.

Han, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm bu yaşananlar dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor ve dünya bu zulme dur demiyor. Tecavüzü silah olarak kullanıyorlar. Tecavüzler, ölümler, bulunamayan cesetler, kimliksiz insanlar, vatansızlaştırılmaya çalışılan bir toplum, yakılıp yıkılan şehirler, köyler. Eğer müdahale edilmezse bir toplum yok olup gidecek.”

Dünyanın gözü önünde yaşanan katliam konusunda Türkiye’nin çok hassas olduğunu vurgulayan Han, Türkiye’nin bu konuda bir an önce çözüm odaklı bir adım atmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM, NATO, AB ve diğer uluslararası platformlarda Arakanlı Müslümanlara yapılan zulmün durdurulması için girişimlerde bulunduğunu vurgulayan Dr. Han, “Biz bir an önce BM’nin bir barış gücü göndererek buradaki katliamları engellemesini talep ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Uzun zamandır devam eden ve “Yavaşlatılmış soykırım” olarak Dünya kamuoyunun vicdanlarını kanatan Arakan’daki Müslüman Arakanlıların katliamı ile ilgili sır olarak kalan detayları aydınlatacak olan bir makaleyi paylaşıyoruz. Echo Of Jihad dergisi kaynaklı makalede Budist rahiplerin ve Burma hükümetinin Arakan halkına yaptıkları zulümler bir kez daha gözler önüne seriliyor. İşte o makaleden bir bölüm ;

Arakan’da Yaklaşık 100 yıldır aralıklarla devam eden Katliam geçtiğimiz senelerde nasıl yeniden başladı ?

Rohingya’da müslüman azınlığa karşı bir kaç yıl önce yeniden başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 müslüman gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı.

İlk başta 3 kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, aslında kendisinin erkek arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terkedilmişti. Aynı kadına tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından kesin olarak reddedildi. Bunun ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı bulup onunla birlikte yaşamaya başladı. Bu duruma tahammül edemeyen eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz etti ve daha sonra da onu öldürdüler.

Katil Budist Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir müslüman köyünün yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum müslüman genç tutuklandılar. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde müslümanlara karşı bir soykırımın ilk tohumlarını atmış oldu…

AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir